Sıralamak ya da sıralamamak!
- Figen Ger
- 12 Nis 2024
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Mar

Yeni YÖK denklik yönetmeliğini yorumlarken farkettim ne kadar sıklıkla sıralama sözcüğü geçtiğini. YKS ile öğrencileri “sıraladığımız” yetmezmiş gibi, dünya üniversitelerine de “sıralanmak zorundasın, yoksa denklik vermem” diyen bir yönetmelik kullanıyoruz.
Oysa üniversite sıralama listelerini "hangi üniversiteye gitsem" sorusunu ilk sorduğunuzda, seçenek sayısını binlerden yüzlere indirmek için kullanmak akıllca, ama bundan daha fazla bir değer de atfetmemek gerekiyor.
Dünya üniversite sıralamaları, lisanstan doktoraya uzanan skalada eğitim veren, araştırma ve yayın üreten eğitim kurumlarına göre tasarlanmış listelerdir. Örneğin Amerika’da lisans -bachelor’s veya undergraduate- eğitimi veren 4.000’e yakın kurumdan sadece yarısı listelere girebilecek anlamda “üniversite”dir. Liberal Arts College denen ve yüksek lisans ve doktora çalışmaları ya olmayan ya da kısıtlı alanlarda olan kurumlar, lisans eğitiminde çok seçkin bir yere sahip olmalarına rağmen hiçbir dünya listesinde yer almazlar.
Türkiye’de YKS sıralaması gerektiren tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk bölümleri Amerika’da yüksek lisans -graduate- bölümleridir. Lisans diplomanızı bir üniversitede veya bir liberal arts college’da aldıktan sonra, med school, law school gibi özelleşmiş, bu dereceleri veren kurumlara devam etmeniz gerekir. Bu okulların da önemli bölümü sıralama listelerinde yer almaz, çünkü genellikle lisans eğitimi vermezler. Geçtiğimiz günlerde, Ruth Gottesmann’ın profesörlükten emekli olduğu Einstein Medical School’a, okul ücretlerinin kaldırılması koşuluyla 1 milyar dolar bağışta bulunduğu haberi tüm dünyanın gündemine gelmişti.
Örneğimizi şöyle kurgulayabiliriz: Öğrencimiz mezun olduğu yıl Amerika’nın en iyi liberal Arts College’ı olan Williams College’da pre-med eğitimi almaya başlasın. Ardından da Einstein Medical School’da yüksek lisansını yapıp MD (Medical Doctor) olsun. Türkiye’de mezun olduğu yıl girdiği üniversite, YÖK’ün kabul ettiği listelerde olmadığı için ancak “transcripti incelenerek” Türkiye’deki eğitime “denk” bir eğitim alıp almadığına karar verecek. Ülkesine dönüp hizmet etmeye heves bile etmeyeceğini varsayabiliriz.
Sıralamalara girebilecek özellikteki üniversitelerin, üç ayrı sıralama kuruluşuna birden dahil olması da çok yaygın bir pratik değil. YÖK’ün değerlendirmelerinde kullandığı sıralama kuruluşlarının üçüne birden dahil olmayan seçkin üniversiteler var.
Üstelik, belli bir alanda özelleşen ve bu alandaki seçkinliği dünyaca kabul edilmesine rağmen genel sıralama listelerinde YÖK kriterlerini karşılamayan üniversiteler var - Amerika’daki College of Pharmacy and Health Sciences okulları gibi.
Hepsinin ötesinde, gittikçe artan ekonomik büyüklüğe ulaşan eğitim alanında sıralama kuruluşlarının baskısından bağımsız olarak, akademik özgürlüğe ve yenilikçi yöntemlere yönelmek isteyen üniversitelerin kurduğu More Than Our Rank girişimi var. “Başarı” tanımını özel sıralama kuruluşlarının tekelinden çıkarmak isteyen üniversitelerin sayısı her geçen gün artıyor.
Yönetmelik çıkarılırken dikkate alınmamış bu senaryoları göz önüne aldığımda, yeni denklik yönetmeliğinin, üniversiteye yurtdışında gitmeye karar veren öğrencilere “sopa göstermek”ten çok, geride kalanlarda oluşan “kapağı yurtdışına atanın işi kolay” algısını zayıflatmak, yurtdışında üniversite okuma salgını biraz da olsa yavaşlatmak olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki yine yetişmiş insanımızı hedef alan, yine hırpalayıcı, yine hoyratça ve yine geri tepecek bir uygulama.
Comments